>> Home » alevilik » Bozatli Hizir
e-Posta Yazdır PDF

boz_atli_hizir

Boz Atlı Hızır KIMDIR 

Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir.

O kendisine sığınan herkesin kalkanıdır ( Zebur )

Alevi Kızılbaş Ocakzade’leri derki !

Güneşimiz, yıldızlarımız ve dolun Ayımız odur.

Bostanımız, sarayımız, meydanımız ve baş köşemiz odur.

Kıblemiz, orucumuz, sabrımız odur. Bayramımız, niyazımız, lokmamız odur.

Hızır kültü, orta doğudaki bütün halkların söylencelerinde vardır. Hızır ayında oruç tutulur, Cem bağlanır, ve Semah dönülür. Alevilik Cem ve Semah`da gizlidir. Cem ve Semah Cem Evinde yapılır. Cem Evi yoksa Talib ve Pir hangi mekanı uygun görürse Cem orada o mekanda bağlanır. Anadolu’daki Kızılbaş Aleviler`de Hızır, özlem ve umudun atlısıdır.

Alevi Kızılbaş inancında aşk ile beslenip ebedileşen Boz Atlı Hızır’dır. Ene’l-Hak çağuruban dara geleyim Mevlam, diyen bütün dervişler Boz Atlı Hızır’ ın ölümsüzlügüne inanırlar.

İnancımızda en yüce ve ulu makamın sahibi olan bir erdir. Hızır Aleyselam veyahut Hızır Nebi, Boz Atlı Hızır olarakda çağrılır. Abu hayat, ölümsüzlük suyu içmiştir. Tabiyata can veren odur, darda kalanlara yardım eden odur. Ak sakallı bır Pir-i fanidir.Gezindiği yerlerde çayır çimen biter, güllük gülüstanlık olur. Uğradığı hanede bolluk ve bereket eksilmez. Rüyasına girdiği kişinin derdine derman, yarasına ilaç olur. Bin yıllardır Anadolu Alevileri bu inancını hep canlı ve saklı tutar. Anadolu Alevileri için bazen Ali görünmüş, bazen Pir Hünkar olarak gelmiş, vakti gelmiş Pir Sultan olup mazlumun yanında belirmiş. Alevi Ulularının canlı bedeninde görünen Hızır`ın kendisi olduğuna inanılır. Yeri ve zamanı geldiğinde insanı sorgulayan, yeri geldiğinde insanı ödüllendiren, dilekleri ve istekleri, özlemleri yerine getirdiğine inanılan, Anadolu Kızılbaş Alevi ve Bektaşilerin tanrı misyonunu yüklediği düş varlığıdır.

Dua okundu hazıra / Boz-At ile düşmüş yola

Destur verildi Hızır`a / Kara gözlüm cark ederek

O yüce dağlar gibi sığınıp, saklandığımız bir mekan gibidır. Bu evrenin oluşumundan beri kurumayıp, coşkuyla akan, kutsadığımız sudur. Umutsuzlara umut kapılarını açtıran, insanlara kederi unuturup güldüren Boz Atlı Hızırdır. İnsan oğlu nerde dara düşse, onu yürekten çağırdımı mutlaka yetişendır. Diledimi kazandıran, ömürleri uzattıran, O her şeye muktedirdır

Hızır ile ilgili bilgi almak için, Anadolu Kızılbaş Alevilerin yerleşim birimlerini gezip insanlarla konuşmak yeterlidır. Hangi Aleviye sorsanız, Hızır kimdır ? ne yapar diye, alacagınız cevaplar, ciltlerce kitabı dolduracak, anlam içeren deyim ve sözlerle karşılaşırsınız. Hızır her muradı veren, her haneye giren, her derde derman olan, halden anliyan, kanatkar olan, seven sevilen, bir damla su gibi gönüllere düşen, mum gibi yanıp aydınlatan, Aşk gibi sevdalandıran, Mutlulukla güldüren, yola düşüren, zoru başaran, dağları aşıran, düşmanı şaşıran, çig lokmayı pişiren, boşalanı dolduran, her makamda oturan, gamı kederi unutturan, abı hayat suyundan içip ebedi olan Hızırdır.

Hızırı sevmek ve ona gönülden inanmak onu ebedileştırmiştır. Anadolu Kızılbaş Alevileri, nasılki güneşin yeniden doğacağına inaniyorlar, Hızır’ında çağırıldımı gelecegine şühpe götürmez bir şekilde inaniyorlar.

Anadolu’daki Kızılbaş Alevilerin gelenekselleşmiş inanç kültürü içinde en önemli ay Hızır ayıdır. Kış günleri başladımı, andoludaki bozkırları kar bir beyaz örtü gibi kapladımı, Ocak ayının ortasından Şubat ayının ortasına kadar dört haftalık süre hızır günlerinin habercisidır. Kışın şubat ayının ilk haftasından başlayıp şubat sonuna kadar, dört hafta boyunca Alevilerin yerleşim birimlerinde, üç gün oruç tutulur. Tutulan orucun kutsal gerekçesi binlerce yıl önceki mitolojik söylenceye dayanır. Nuhun gemisinin tufanda, fırtınaya yakalanması ve insanların bu felaketten kurtulmak için „Yetiş ya Hızır, bizi kurtar.“ Diye feryad edip yalvarmalarından dolayı duaları kabul olur ve fırtına diner, gemi ve içindekiler sağ salim kurtulurlar. O günden başlayarak kurtulan topluluğun üç gün oruç tuttuğu söylencesi günümüze kadar gelmiştir.

Alevilerin inanç önderleri bu ayda taliplerini ziyaret ederler. Cemler ibadetler, görgü ve görülmeler bu ayda yoğunlaşır. Talipler Pirlerinin yolunu gözlerler. Pirleri veya bağlı oldukları ocağın seyidi uzakta ise, ya haber gönderirler veyahut özel bir şekilde gidip Rahper veya Pirlerini köylerine getirirler.

Hızır ayında üç gün oruç tutulur.Kurban ve adaklar özelikle bu ayda yerine getirilir. Alevi Kızılbaşların en büyük bayram günleri bu günlerdır. Alevi yerleşim birimlerinde en hareketli ay ve insanların coşkuyla kaynaştığı günler bu aydaki Hızır günleridır. Dargınlıkların giderildigi, küskünlerin barıştığı, hak sahiplerinin haklarının verildigi, şikayetlerin dinlendigi, sorunlara hal çaresinin mutlaka bulunduğu kutsal ay bu Hızır ayıdır.

Hızırın ismiyle başlanıp onun rızası için hal edilmedik bir proplemin kaldığı hiç görülmemiştır ve duyulmamıştır. Pirin huzurunda bir müşkül hal edilecekse, taraflara Hızır aşkına razı olun denildimi, akan sular durur. Hızıra olan itikat çırası her ikrar veren Alevinin gönlünde mutlaka yaniyor. Çünkü Hızıra olan bu yüce sevgi ve muhabetin mayası daha beşikten itibaren aşılaniyor.

Alevi aile geleneginde bu duygu aile bireylerine bir kilime nakış dokunur gibi sabır ve sevgiyle işleniyor. Her an ve her demde, hem söylemde hemde eylemde yalnız Hızır çağrılır.

Anadolunun duru ve hiç bir şekilde inancının törpülenmedigi bir Kızılbaş köyünde yaşiyanlar Hızırı nasıl yaşamlarına koymuşlardı ?

Yaşiyanlardan dinliyelim.

Alevilerde yeni doğan çocuğu annenin göksüne koyduklarında, çocuğu emzirmeye başladığı andan itibaren, Hızır korusun, büyütsün, kazadan, beladan korusun diye anne mırıldamaya başlar.Uyuturken büyütürken hep Hızır’dan sözeder. Sofrada yedirirken, elbise giydirirken hep dua eder, Kapıdan uğurlarken, eve döndügünde karşılarken, sarılıp öperken hep hızırın ismini zikir ederler. Evin içinde dolaşırken, yemek pişirirken,sofra sererken, hep o gönüllerin güneşi olan Hızırı anarlar.

Anadoludaki evlerin içinde bir killer olur ve orda evin yiyecekleri saklanır. Kışlık kavurma, yağ, peynir, çökelek, kurutulmuş tahıl ürünleri orda istif edilir ve bekletilir. Kiler kutsanır, oraya Hızır bereketini koymuştur. Her ne zaman killerden bir lokma alınsa Hızırın adı zikir edilmeden kaşık ve kepçe kulanılmaz.Küçük çocukların kendi başına kilerden bir şey almamaları için uyarılır, derlerki ordan Annenin haberi olmadan rızasız bir şey alırsan Hızır görür ve cezalandırır. Hızırın mühürü kilerdeki yiyeceklerin üstündedir, onun haberi olursa rüyanıza girer ve size darılır, veyahut güzel şeyler yaparsanız sizi sevindırır diye daima çocuklara telkinlerde bulunurlar. Bu telkin ve sayısız söylencelerle büyüyen Alevi Kızılbaş ailelerinin cocuklarının gönlünde Hızır sevgisi mayalanır, kulaklarında kutsanmış bu hoş ses her zaman anıldıkca bir demet gelincik gibi yeşerir.

Hızır kültü bütün orta doğu halkların söylencelerinde vardır. Anadolu Kızılbaş Alevi bektaşilerin inanç ve kültüründe ise daha cok kutsanarak, bir başka anlamlandırılmıştır.

Merd-i meydan eylemektır iyi er

Gafil olma kardeş çerağın söner

Her gördügün Hızır bilmektir hüner

Hızır İlyas Şahı Merdan Alidır       ( ş. Metin Baba )      

Anadolu Alevileri kendi inançlarında Hızırı bir boz ata bindirerek,dağ taş, iniş yokuş, kar kış hep dolaştırmışlar. Alevilerin söylencesinde, bu özlemin atlısı iki kardeştır. Biri karalarda dolaşır ve dilekleri yerine getirir. Digeri Deryalarda dolaşarak darda kalanlara yardım eder. Anadolu Alevileri üç gün oruca Hızır İlyas orucu derler.

Hızır ayı gelince büyük bir istek ve arzu ile yüreklerdeki sevgi ve coşkuyla evlerin her tarafı temizlenilir ve cevreye bir daha çeki düzen verilir. Üç gün oruç tutulur. Oruca akşamdan niyet edilerek ve dilek tutularak yatılır. Bu dilek tutuş genelikle gençler arasında daha yagın olur. Rüyasına giren gençle evlenecegine inanılır. Genç gelinlerin erkek veya kız çocuğu sahibi olup olmiyacaklarına göre rüyalarında Hızırın haber verecegine inanırlar. Gurbette veya uzakta bekledilkleri birinden hayırlı bir haber verilecegine inanılarak bu üç günlük oruçta her akşam bu niyet ve dileklerle yatmadan önce aile büyüklerine niyaz edilir, duaları alınarak yatılır. Ertesi gün kendi aralarında rüyalarını anlatıp yorum yaparlar.

Anadolunun kırsal Alevi yerleşim birimlerinde, kısa bir süre önceye kadar, orucun üçüncü gününün sonunda, Gavut denilen bir yemek pişirip kapu komşuyu çağırıp birlikte yerlerdi.

Bu yemek Hızır orucunun son günü, saçta kavrulan buğdayın el degirmeninde ögütülen unundan yapılır. Büyük bir sinni veya temiz bir örtü üzerinde, ince bir elekten gecirerek ununu elerler. Bu una el ayak degmiyecek bir yere konularak üzeri bir örtü ile örtülür. Ertesi gün örtüler dikkatlice kaldırılarak, bir el izi veya belirti olup olmadığına bakılır ve o haneye Hızırın uğrayıp uğramadığına işaret kabul edilir.

Pişen bu undaki yemegin içine tere yağı varsa ayrıca yağın içine balda katarak ayrı bir tad verilerek, Hızır yemegi diye her hanede bu yemek pişer ve aleviler biri birini ziyaret ederek bu lokmaları birlikte yerler. Kurban adağı olanlar kurbanlarını Alevili yolu icin can, bas vermis seyitlerine tekbirleterek keserler. Cem yaparlar.

Hızır günlerinde Alevilerde inancın doruğu yaşanır. En büyük bayram günleri bu günlerdır ve insanlar sevinç ve mutluluktan bedenen, manevi haz alarakta ruhen doyuma ulaştıkları tek ay Hızır ayıdır.

Aleviler ona, Hızır Pegamber, Hızır Nebi, Hızır Aleyhisselam denilen isimlerle seslenirler. Yaşadıkları coğrafyada yüzlerce mekanlara onun ismini vermişler ve o mekenları kutsamışlar. Hızır çeşmesi, Hızır dağı, Hızır geçidi, Hızır yaylası, Hızır duvarı, gibi sayısız isimlerin verildikleri bu mekanlar insanlar tarafından beli dönem vegünlerde ziyaret edilir dualar edilerek dilek temeni ve istekler dile getirilir. Hızır ayağının degdigi toprak canın mutluluğudur. Bastığı toprak gül ve yasemin olmuştur. Cihanda onun huyundan daha üstün bir güzellik yoktur.Onun katında barınmiyan bir gönül, gönül degildır.

Hızır halk efsanelerinde ak sakallı, nur yüzlü, gülen gözlü biri olarak, sırtında abası,elinde asası olan biri olarak tarif edilir.

Alevi kızılbaş inancında, kerem sahibi, olan odur.Gamlı ve kederli günlerde en umutsuz anlarda dahi bütün kapılar kapansada, ona giden kapıya yol bulunur ve o kapı açıktır. Çünkü umutsuzların kapısıdır ve orada ebedi sönmeyen itikat çırası yaniyor.

İkrar verip Aşk kabesindeki duraklarda duranları gören, orda kopan feryadları duyan Hızır’dır. Aşıkların, Pirlerin dilinde O aşkın sakisidır. Aşıklar mana aleminde onun elinden aşkın dolusunu içerler.

Açları doyurucusun

Haklıyı kayırıcısın

Kavgayı ayırıcısın

Yetiş ya Bozatlı Hızır. ( Aşık İhsani )

Hızır ayında bütün Alevi Dedeleri, Alevilikteki bütün değerleri özünü bozmadan güzel
anlatmalıdırlar. Gözümüz gibi koruduğumuz HAKDER ve ona bağlı birimleri yukarıda
deyindiğimiz konular hakkında duyarlı davranırlarsa, özverili çalışırlarsa bu
yüce inancın değerleri bozulmadan bizden sonraki nesile, çocuklarımıza güzel
bir miras olarak kalır.

Hızır ayında Piri ile muhabbeti ibadet kabul eden cümle canların, dildeki dileklerinin, kabulu bizim muradımızdır. Boz Atlı Hızır cümle Canların muradını vere

 

boz_atli_hizir_2